Tarihin izinde Sivas - Sivas gezi ve tanıtım yazısı | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Sivas’ta ucuz oteller ve fiyatları

Tarihin izinde Sivas

Gezi 08 Mayıs 2012
263 views

Türkiye haritası, insanda neredeyse tamamlanmış hissi uyandıran doğu-batı aksı üzerine yerleştirilmiş düzgün bir dikdörtgeni andırır. Sivas, bu dikdörtgenin; dört ana yöne açılan büyük kapıları geometrik çekirdeğin ortasında Karadeniz-Akdeniz bağlantısı ile Doğu-Batı aksının kesiştiği yerdedir.
Biraz Türkiye’ye benzer; şehrin özgül ağırlığı, Türkiye ortalamasına yakındır.

BİR SELÇUKLU ŞİİRİ GİBİ
Her Anadolu şehri gibi Sivas’ın da Roma’dan çok öncelere kadar uzanan renkli ve zengin bir tarihi geçmişi var ama şehrin bugünkü çehresine kalıcılık ve karakter kazandıran tarihi ve medenî hamleler Selçuklular dönemine rastlar. Şehirdeki ilk İslâm-Selçuklu yapısı 1196 tarihinde, II. Kılıçarslan’ın oğlu Kudbettin Melikşah tarafından inşa edilen Ulu Camidir. XII. yüzyıldan kalma tuğla minaresi, 35 metreyi bulan yüksekliği ile 800 yaşını çoktan doldurdu ama geçen uzun asırların bedeli, minarenin külahıyla kaidesi arasındaki 116 cm’lik eğrilme oldu. Ulu Cami fiziki ve manevi planda şehrin kalbidir.

Selçuklu yönetiminin önemli merkezlerinden birini teşkil eden Sivas’ta iki sultan kabrinin bulunması, şehrin XIII ve XIV. yüzyıldaki önemini vurgulayan bir tarih mirasıdır. Şehir merkezindeki Gök Medrese, Şifahiye Medresesi, hemen karşısındaki Çifte Minareli Medrese ve Buruciye Medresesi, şehrin tarihi görkemini vurgulayan taş şâheserler olarak hâlâ ayakta duruyor. Şehrin yaklaşık olarak 150 km güneybatısındaki Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, görenleri şaşkınlığa düşüren ihtişamıyla Sivas’ın 13. asırdaki merkezî rolünün altını çizer.

Selçuklu sultanlarından I. İzzettin Keykavus, Şifahiye Medresesi içindeki kabrinde yatıyor. XIV. yüzyılda Türkçe’nin büyük şairlerinden Sultan Kadı Burhaneddin’in kabri de şehir içindedir. Eratna yönetiminin valisi iken kendi adına Sivas’ta bir devlet kurarak 18 sene yöneten Kadı Burhanettin’in Akkoyunlular tarafından öldürülmesinden birkaç yıl sonra Osmanlı hükümranlığına geçtiyse de sonraki yıllarda Sivas, Selçuklu ruhunu ve tarzını en iyi muhafaza eden birkaç şehirden biri oldu.

MİLLİ MÜCADELEYE ANLAMLI DESTEK
Sivaslılar, belki de Osmanlı yönetiminin çevresinde duran eski bir Selçuklu şehri olarak Cumhuriyet yönetimine en buhranlı anlarda doğrudan destek vermenin onuruyla haklı olarak övünüyorlar. 4 Eylül 1919 günü başlayan Sivas Kongresi, Milli Mücadele’ye güç ve meşruluk kazandıran önemli birkaç toplantıdan biriydi. Bu yüzden her yıl 4 Eylül günü, Sivas’ta samimi ve coşkulu gösterilerle kutlanmaktadır.

SOĞUĞUN DAİMİ İKÂMETGAH ADRESİ
Bir ara “Ortayayla” diye tarif edilen Sivas, Orta Anadolu platosunda ortalama 1300 metreyi bulan yüksekliği ile sert karakterli bir iklime sahip; bu yüzden meyve ağaçlarının neredeyse tamamına yakını, tam meyveye hazırlanıyorken davul-zurnayla gelen mevsim soğuklarına baş eğerek meyveden vazgeçip canını kurtarmaya bakar. Bitki örtüsü zengin sayılmaz. Yılın kısa yaz aylarına sıkışan tarım mevsimi çabucak geçer ve sadece hububat yetiştirilmesine ve hayvancılığa imkân tanısa da özellikle Kangal platosunda yetiştirilen buğdayın, Türkiye’nin kalite sıralamasında başta geldiği hatırlanmalıdır.

Şehre hâkim tepelerden birinden bakıldığında görülen yeşil ağaç yükseltileri yanıltıcı olabilir; Kavak tekilliği, Sivas’ı karakterize eden başat ağaç türü değildir: Meşeden çınara, kestaneden ıhlamura, çam türlerinden muhtelif meyve ağaçlarına kadar uzanan yelpazedeki ağaçlar, henüz endüstriyel verim ve zenginlik vadetmese de şehrin periferisinde hızla kümelenen yazlık bahçelerinin listesine girmeyi başarmış bulunuyor.
Tabiatının sertliği Sivas’ı önemli ölçüde karakterize etmiştir. Şehrin kış mevsimine tesadüf edenler, “Soğuk Erzurum doğumludur fakat Sivas’ı mekân tutmuştur” efsânesini dilden dile yayarlar; uzun yıllardan beri bir askeri garnizon şehri olması yüzünden burada askerlik yapanlar da, artık eski hükmü kalmayan bu efsaneyi ballandırarak anlatırlar; ne var ki şehir civarında yeni oluşturulan büyük su rezervleri şehrin havasını gitgide ılımanlaştırıyor.

SANAYİLEŞME ÜLKÜSÜ
Cumhuriyet ilk dönem sanayi hamlesi çerçevesinde Sivas, iki önemli yatırıma ev sahipliği yapmıştı: Demiryolları ve Çimento fabrikası; ne var ki her iki kurum da, bundan kırk yıl önce neredeyse bütün şehir halkının doğrudan geçimini temin eden bu büyük sanayi kuruluşlarının eski zamanlarını hasretle yâdediyor. Söz konusu tesislerden biri özelleştirildi, diğeri ise kapasite küçülterek eski itibarını kaybetti. Buna rağmen Sivas hâlâ önemli ölçüde bir memur ve esnaf şehridir. Şehrin ekonomik aktivitesi, uzun durgunluk yıllarından sonra son yıllar içinde yükselişe geçmeye başladı.

Sivas’ın turistik câzibesi, ilk nazarda sıradan bakışları ve ortalama ilgiyi tatmin etmeyebilir; ne var ki barındırdığı emsalsiz Selçuklu eseri envanteri ve kaplıca kapasitesi ile şehir yeni atılımlar peşinde. Hayli zamanını, devlet yatırımı için politikacılara baskı yapmakla geçiren girişimci ruh, artık kendini toparlamaya başladı.

Gittiği yerde yöreye has el yapımı ürün arayanlar, şehrin bıçakçı ve ağızlıkçılarına uğramayı ihmâl etmemelidir.

EN DEĞERLİ İHRACAT KALEMİ: GURBETÇİ
Her şeye rağmen Sivas’ın yetiştirdiği en değerli ihracat kalemi, insandır. Türkiye’nin bütün büyük şehirlerinde hatırı sayılır miktarda Sivaslı yaşar; bu rakam bazen abartılı sayılarla ifade edilse de Sivas’ın dışarıya azımsanmayacak sayı ve vasıfta insan ve sermaye ihraç ettiği inkâr edilemez.

Bu olguyu tabii karşılamak gerekir; denizlere ve ezelî doğuya doğru açılan dört ana kapısıyla Sivas, yakın birkaç yüzyıldan beri büyük şehirlerin bekleme salonu durumundadır; periferisinden nüfus cezbeden Sivas, aynı hızla dışarıya insan gönderir. Sivaslılar günün birinde bu akışın tersine dönmesini bekliyor.

OLAĞANÜSTÜ TÜRKÜLERİN EVİ
Belki de bu yüzden Türkiye’nin en güzel, en şaşırtıcı, melodi ve sözleri itibariyle en zengin türküleri Sivas yöresinin markasını taşıyor; belki de sırf bu yüzden şehrin sokaklarında gezerken birkaç şair ve yazarla karşılaşmamanız neredeyse imkânsız gibidir. Gam yükünün kervanları, nereden kalkıp nereye giderlerse gitsinler, ille de Sivas’tan geçer ve orada mutlaka bir iz bırakırlar.

 

En çok bunlar arandı

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlginizi Çekebilir
Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

29 Haziran 2016
4.253 views
Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

07 Haziran 2016
7.155 views
Gürün Gökpınar Gölü

Gürün Gökpınar Gölü

04 Mayıs 2016
1.617 views
Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

20 Nisan 2016
3.644 views
Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

28 Kasım 2015
11.630 views
Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

15 Kasım 2015
635 views
Bunlar da var!
Duman Baba Türbesi ve Efsanesi

Duman Baba Türbesi ve Efsanesi

16 Kasım 2011
1.699 views
Sivas – Ankara arasında gezi

Sivas – Ankara arasında gezi

16 Aralık 2010
282 views
Sivas Sıcak Çermik ve Oteli

Sivas Sıcak Çermik ve Oteli

04 Aralık 2010
1.842 views
Yayın hayatına başladık

Yayın hayatına başladık

04 Eylül 2010
262 views
Sivas’ta Dağ Gezileri

Sivas’ta Dağ Gezileri

17 Kasım 2011
3.039 views
Sivas adının hikayesi

Sivas adının hikayesi

21 Mayıs 2011
156 views
Turnalı Kanyonu

Turnalı Kanyonu

30 Temmuz 2011
180 views
Sivas’a ucuz uçak biletleri

Sivas’a ucuz uçak biletleri

20 Ocak 2011
146 views
Kangal Akçakale Köyü ve Kalesi

Kangal Akçakale Köyü ve Kalesi

25 Ağustos 2011
721 views
Yandex.Metrica