Tarihin izinde Sivas - Sivas gezi ve tanıtım yazısı | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Sivas Rose Garden Kır Düğün Salonu

Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Tarihin izinde Sivas

Gezi 08 Mayıs 2012
290 views

Türkiye haritası, insanda neredeyse tamamlanmış hissi uyandıran doğu-batı aksı üzerine yerleştirilmiş düzgün bir dikdörtgeni andırır. Sivas, bu dikdörtgenin; dört ana yöne açılan büyük kapıları geometrik çekirdeğin ortasında Karadeniz-Akdeniz bağlantısı ile Doğu-Batı aksının kesiştiği yerdedir.
Biraz Türkiye’ye benzer; şehrin özgül ağırlığı, Türkiye ortalamasına yakındır.

BİR SELÇUKLU ŞİİRİ GİBİ
Her Anadolu şehri gibi Sivas’ın da Roma’dan çok öncelere kadar uzanan renkli ve zengin bir tarihi geçmişi var ama şehrin bugünkü çehresine kalıcılık ve karakter kazandıran tarihi ve medenî hamleler Selçuklular dönemine rastlar. Şehirdeki ilk İslâm-Selçuklu yapısı 1196 tarihinde, II. Kılıçarslan’ın oğlu Kudbettin Melikşah tarafından inşa edilen Ulu Camidir. XII. yüzyıldan kalma tuğla minaresi, 35 metreyi bulan yüksekliği ile 800 yaşını çoktan doldurdu ama geçen uzun asırların bedeli, minarenin külahıyla kaidesi arasındaki 116 cm’lik eğrilme oldu. Ulu Cami fiziki ve manevi planda şehrin kalbidir.

Selçuklu yönetiminin önemli merkezlerinden birini teşkil eden Sivas’ta iki sultan kabrinin bulunması, şehrin XIII ve XIV. yüzyıldaki önemini vurgulayan bir tarih mirasıdır. Şehir merkezindeki Gök Medrese, Şifahiye Medresesi, hemen karşısındaki Çifte Minareli Medrese ve Buruciye Medresesi, şehrin tarihi görkemini vurgulayan taş şâheserler olarak hâlâ ayakta duruyor. Şehrin yaklaşık olarak 150 km güneybatısındaki Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, görenleri şaşkınlığa düşüren ihtişamıyla Sivas’ın 13. asırdaki merkezî rolünün altını çizer.

Selçuklu sultanlarından I. İzzettin Keykavus, Şifahiye Medresesi içindeki kabrinde yatıyor. XIV. yüzyılda Türkçe’nin büyük şairlerinden Sultan Kadı Burhaneddin’in kabri de şehir içindedir. Eratna yönetiminin valisi iken kendi adına Sivas’ta bir devlet kurarak 18 sene yöneten Kadı Burhanettin’in Akkoyunlular tarafından öldürülmesinden birkaç yıl sonra Osmanlı hükümranlığına geçtiyse de sonraki yıllarda Sivas, Selçuklu ruhunu ve tarzını en iyi muhafaza eden birkaç şehirden biri oldu.

MİLLİ MÜCADELEYE ANLAMLI DESTEK
Sivaslılar, belki de Osmanlı yönetiminin çevresinde duran eski bir Selçuklu şehri olarak Cumhuriyet yönetimine en buhranlı anlarda doğrudan destek vermenin onuruyla haklı olarak övünüyorlar. 4 Eylül 1919 günü başlayan Sivas Kongresi, Milli Mücadele’ye güç ve meşruluk kazandıran önemli birkaç toplantıdan biriydi. Bu yüzden her yıl 4 Eylül günü, Sivas’ta samimi ve coşkulu gösterilerle kutlanmaktadır.

SOĞUĞUN DAİMİ İKÂMETGAH ADRESİ
Bir ara “Ortayayla” diye tarif edilen Sivas, Orta Anadolu platosunda ortalama 1300 metreyi bulan yüksekliği ile sert karakterli bir iklime sahip; bu yüzden meyve ağaçlarının neredeyse tamamına yakını, tam meyveye hazırlanıyorken davul-zurnayla gelen mevsim soğuklarına baş eğerek meyveden vazgeçip canını kurtarmaya bakar. Bitki örtüsü zengin sayılmaz. Yılın kısa yaz aylarına sıkışan tarım mevsimi çabucak geçer ve sadece hububat yetiştirilmesine ve hayvancılığa imkân tanısa da özellikle Kangal platosunda yetiştirilen buğdayın, Türkiye’nin kalite sıralamasında başta geldiği hatırlanmalıdır.

Şehre hâkim tepelerden birinden bakıldığında görülen yeşil ağaç yükseltileri yanıltıcı olabilir; Kavak tekilliği, Sivas’ı karakterize eden başat ağaç türü değildir: Meşeden çınara, kestaneden ıhlamura, çam türlerinden muhtelif meyve ağaçlarına kadar uzanan yelpazedeki ağaçlar, henüz endüstriyel verim ve zenginlik vadetmese de şehrin periferisinde hızla kümelenen yazlık bahçelerinin listesine girmeyi başarmış bulunuyor.
Tabiatının sertliği Sivas’ı önemli ölçüde karakterize etmiştir. Şehrin kış mevsimine tesadüf edenler, “Soğuk Erzurum doğumludur fakat Sivas’ı mekân tutmuştur” efsânesini dilden dile yayarlar; uzun yıllardan beri bir askeri garnizon şehri olması yüzünden burada askerlik yapanlar da, artık eski hükmü kalmayan bu efsaneyi ballandırarak anlatırlar; ne var ki şehir civarında yeni oluşturulan büyük su rezervleri şehrin havasını gitgide ılımanlaştırıyor.

SANAYİLEŞME ÜLKÜSÜ
Cumhuriyet ilk dönem sanayi hamlesi çerçevesinde Sivas, iki önemli yatırıma ev sahipliği yapmıştı: Demiryolları ve Çimento fabrikası; ne var ki her iki kurum da, bundan kırk yıl önce neredeyse bütün şehir halkının doğrudan geçimini temin eden bu büyük sanayi kuruluşlarının eski zamanlarını hasretle yâdediyor. Söz konusu tesislerden biri özelleştirildi, diğeri ise kapasite küçülterek eski itibarını kaybetti. Buna rağmen Sivas hâlâ önemli ölçüde bir memur ve esnaf şehridir. Şehrin ekonomik aktivitesi, uzun durgunluk yıllarından sonra son yıllar içinde yükselişe geçmeye başladı.

Sivas’ın turistik câzibesi, ilk nazarda sıradan bakışları ve ortalama ilgiyi tatmin etmeyebilir; ne var ki barındırdığı emsalsiz Selçuklu eseri envanteri ve kaplıca kapasitesi ile şehir yeni atılımlar peşinde. Hayli zamanını, devlet yatırımı için politikacılara baskı yapmakla geçiren girişimci ruh, artık kendini toparlamaya başladı.

Gittiği yerde yöreye has el yapımı ürün arayanlar, şehrin bıçakçı ve ağızlıkçılarına uğramayı ihmâl etmemelidir.

EN DEĞERLİ İHRACAT KALEMİ: GURBETÇİ
Her şeye rağmen Sivas’ın yetiştirdiği en değerli ihracat kalemi, insandır. Türkiye’nin bütün büyük şehirlerinde hatırı sayılır miktarda Sivaslı yaşar; bu rakam bazen abartılı sayılarla ifade edilse de Sivas’ın dışarıya azımsanmayacak sayı ve vasıfta insan ve sermaye ihraç ettiği inkâr edilemez.

Bu olguyu tabii karşılamak gerekir; denizlere ve ezelî doğuya doğru açılan dört ana kapısıyla Sivas, yakın birkaç yüzyıldan beri büyük şehirlerin bekleme salonu durumundadır; periferisinden nüfus cezbeden Sivas, aynı hızla dışarıya insan gönderir. Sivaslılar günün birinde bu akışın tersine dönmesini bekliyor.

OLAĞANÜSTÜ TÜRKÜLERİN EVİ
Belki de bu yüzden Türkiye’nin en güzel, en şaşırtıcı, melodi ve sözleri itibariyle en zengin türküleri Sivas yöresinin markasını taşıyor; belki de sırf bu yüzden şehrin sokaklarında gezerken birkaç şair ve yazarla karşılaşmamanız neredeyse imkânsız gibidir. Gam yükünün kervanları, nereden kalkıp nereye giderlerse gitsinler, ille de Sivas’tan geçer ve orada mutlaka bir iz bırakırlar.

 

En çok bunlar arandı

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlginizi Çekebilir
Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

29 Haziran 2016
6.230 views
Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

07 Haziran 2016
8.438 views
Gürün Gökpınar Gölü

Gürün Gökpınar Gölü

04 Mayıs 2016
1.797 views
Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

20 Nisan 2016
3.921 views
Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

28 Kasım 2015
15.474 views
Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

15 Kasım 2015
667 views
Bunlar da var!
2013 Sivas Kangal Festivali

2013 Sivas Kangal Festivali

22 Haziran 2013
120 views
Alacahan Kervansarayı

Alacahan Kervansarayı

01 Ağustos 2012
159 views
Sivas’ta sit alanları

Sivas’ta sit alanları

15 Temmuz 2011
4.313 views
Sivas-Antalya Uçak Seferleri

Sivas-Antalya Uçak Seferleri

31 Mayıs 2013
66 views
Suşehri’nin turizm potansiyeli

Suşehri’nin turizm potansiyeli

12 Haziran 2011
164 views
Sivas Tatil Yerleri

Sivas Tatil Yerleri

13 Haziran 2012
294 views
Ucuz Uçak Bileti

Ucuz Uçak Bileti

08 Haziran 2012
37 views
Aşık Veysel Şatıroğlu

Aşık Veysel Şatıroğlu

28 Ağustos 2010
174 views
Sivas

Sivas

18 Şubat 2012
118 views
Bisiklet ile Hafik ve Tödürge

Bisiklet ile Hafik ve Tödürge

19 Ekim 2011
90 views
Yandex.Metrica