Sivas Antalya gezisinden notlar ve fotoğraflar | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Sivas Rose Garden Kır Düğün Salonu

Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Sivas – Antalya

Genel, Gezi 26 Eylül 2010
222 views

İzinleri belli bir tarih aralığında kullanmaya mecbur olunca önceden yapmış olduğumuz planlarda alt üst oldu. Doğu Karadeniz’in yerini Antalya aldı.

Program netleşince, kendime kalacak yer ve gezilecek yerlerin listelerini çıkarmaya başladım.

Antalya’da ilçelerinde değil Kaleiçi’nde kalmaya karar verdim.  Nedeni ise bütçemin fazla zorlanmaması ve ihtiyaçlarımı çabucak giderilmesi adına bu tercih bana daha cazip geldi.

Sivas’ta iken hazırlığım şu şekilde oldu;

Birincisi gidiş dönüş biletini almak.

İkincisi gerekli olan pansiyon, yiyecek içecek paralarının ayrılması

Üçüncüsü yolculuk saatini beklemek.

Uzun zamandır sürekli hikayelerini ve anılarını okuduğum backpacker gibi hissettim kendimi. Sırtımda 60 litrelik kocaman bir çanta, içerisinde elbiselerim, ekipmanlarım vs.

Yolculuk günü geldiğinde ilk aksiliği yaşamanın ızdırabını yol boyunca çektim.

Ön sıralarda bulduğum bilet sayesinde rahat bir yolculuk yapacağımı düşünürken yanıma oturan bir adam moralimi alt üst etti. Anlayışsız, bir adam yol boyunca rahatsız olmama sebep oldu. Koltuk arkasında bulunan kişiye özel tvnin sesini sonuna kadar açan bu vatandaş sayesinde gecenin bir yarısında sonuna kadar açık sesle hareket ettik. Huzur Turizm Sivas’taki köklü işletmelerden birisi. Fakat sırf para uğruna bu tür rahatsız edici insanların kahrının çekilmesini anlamıyorum. Sedat Özata Huzur’un sahibi ve disiplini ile tanınıyor. Şirket hakkında gelen eleştirileri ciddiye aldığını ve radikal tedbirlerle bu tür olayların önüne geçtiğini de biliyorum. Eminim ki, yine radikal tedbirler alınacaktır.

13 saatlik bir yolculuktan sonra Antalya’ya vardık. Güzergah olarak, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya güzergahında gittik.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Antalya’da sıcak kendini göstermeye başlamıştı. İnsan durduğu yerde terliyor.  Anlaştığım pansiyonun aracı beni gelip otogarda aldı. Yaklaşık 20 dakika sonra pansiyonumuza vardık. Açıkca söylemek gerekirse Antalya’nın yollarını pek beğenmedim. Belki ilk kez gittiğimden olsa gerek bana karışık geldi. Sivas’ta yaşadığım ve trafikte bu gibi sorunlar yaşamadığım için kendimi şanslı addediyorum.

Pansiyona yerleştikten sonra pansiyon sahipleri İdris ve Cengiz’in çok yardımı gördüm. Sürekli arkadaşlık kazandığım için mutluyum. Kahvaltıdan sonra çevreyi tanımak için dolaşıyorum Kaleiçi semtinde. Sokaklar dar ve mistik bir yapıya sahip. Anlatılanlara göre arkeolojik çalışmalar başlayacakmış. Kaldırım taşlarının altında mermer yollar olduğu, surların bir bölümünün henüz gün yüzüne çıkarılmadığı söyleniyordu. Eski konaklar bir hayli fazla. O havayı bozan tek unsur ise, her binanın üzerinde bir “pansiyon” tabelasının olmasıydı.

Öğlen sıcağı yaklaşırken yeniden pansiyona dönüyorum. Yoldan geldim biraz uyumam gerekiyor. Duş alıp 2 saatlik deniz manzaralı odamda uykuya dalıyorum. Perdeleri çekmeyi unuttuğumdan öğleden sonra güneş odamın içinde. Doğal olarakta benim üzerimde.

Kalkıp yeniden duş alıyor ve gün batımını izlemek birazda fotoğraf çekmek için yat limanına iniyorum.

Gerçekten harika yerler. Onlarca yat, yelkenli sanki seni çağırıyor. Sıcaktan etkilenmemek için yanlışlıkla taktığım Fenerbahçe şapkasını gören bir tur satıcısı, akşamki Fenerbahçe – Beşiktaş maçının ne olacağını soruyor. O arada da bana bir bilet sattı 🙂 Hadi hayırlı olsun, ertesi gün 8 saatlik bir yat turuna çıkıyorum.

Güneş battıktan sonra yeniden Kaleiçi’nin sokaklarında dolaşıyorum. Oldukça da açıktım. Şunu söylemem gerekir ki, Antalya bahsedildiği gibi pahalı bir şehir değil. Gündelik ihtiyaçlar baz alındığında Sivas’tan daha ucuz olduğunu söyleyebilirim.

Birinci günü bu şekilde bitirirken, ikinci gün satın aldığım yat turunu düşünerek derin bir uykuya bürünüyorum. Kalktığımda saat 9. Kahvaltımı yapıp biraz televizyon izledikten sonra 10 gibi yat limanına iniyorum. turun başlamasına yarım saatten az bir süre var. Yattaki yerimi alıyorum, hafif yabancı pop müzik ile birlikte özellikle rus turistler dans etmeye başlıyor, kendinden geçiyor. Kaptanın yerini almasıyla birlikte artık tur başlıyor. Küçük bir şelalenin yakınından geçtikten sonra Konyaaltı plajını seyrederek yolculuğa devam ediyoruz. Rotamızda Kemer var.

Kemer yakınlarında önce küçük bir adacıkta mola veriyoruz. Kaptan yüzme molası verdiğini söylüyor, atlıyoruz denize.

Akdenizde ilk kez yüzüyorum. Su oldukça tuzlu, zaman zaman dalgalar nedeniyle yuttuğum tuzlu su zor anlar yaşatabiliyor. Yaklaşık bir saatlik yüzmenin ardından kendimi oldukça rahatlamış hissederek yeniden yata çıkıyorum. Ve günün güzel haberi… Artık yemek molasındayız.

Mönüde Balık, makarna, salata ve meyve olarak karpuz var. Yemeklerimizi yedikten sonra bir sigara içmenin zamanı da geldi diyorum. Bir yandan da oradaki görevli arkadaşa soğuk içecek soruyorum. İkinci güzel haber, yatta bira satışı var.

Bir yandan biramı yudumluyor diğer yandan dumanımı tüttürüyorum derken yat yeniden hareket ediyor. Yaklaşık bir saatlik bir yolculuktan sonra yine küçük bir adacık kenarına demir atıyoruz. Kaptan karşıda korsan mağaralarının olduğunu, burada 2 saat duracağımızı ve dileyenlerin mağaraları ziyaret edebileceğini söylüyor. Yeniden kulaç atma vakti geldi. Hızlı bir şekilde mağaralara ulaşmak istiyorum fakat dalga çok. Yaklaşık 4-5 dakikalık bir yüzmenin ardından mağaraların içine girip gezme imkanına sahip oluyorum. Gerçekten etkileyici. Hele ki birisinin içi

doğal bir jakuzi gibi.

Bol bol yüzüyor ve doğanın ve denizin tadını çıkarıyoruz. Yata yeniden döndüğümde oldukça yorulmuşum. Kollarımın ağrıdığını hissedebiliyorum. Teknede temiz su ile üzerimizdeki tuzdan kurtuluyor dinlenmeye başlıyoruz. İkinci biramı da yudumluyorum.

Gerçekten eğlenceli bir gezi olduğunu söyleyebilirim. O arada yeni arkadaşıklar ediniyor, sohbet ediyor gülüyor eğleniyoruz. Dönüş yolu yine harika. Gün batımına yakın bir zamanda gittiğimizden harika manzara fotoğrafları da çekiyoruz. Ve o gün ki gezimiz sona eriyor. Yat limanına vardığımızda kaptana bu tür etkinliklerinden dolayı teşekkür ediyoruz. 8 saatlik yat gezimiz, içerisinde yemeği de dahil olmak üzere 20 TL’ye mal oluyor.

Tekneden indikten sonra yeniden pansiyonun yolunu tutuyoruz. Dinlenmeye çekiliyoruz. O arada penceremden güneşin batışını fotoğraflamakla meşgulum. İyice dinlendikten sonra 3. günün etkinliğine kendimi hazırlıyorum. Amacım uzun zamandır internetten sohbet ettiğim ve birlikte fotoğraf paylaşımları yaptığımız Nihal ile buluşmak. Sabah kahvaltı yaparken pat diye telefon çaldı. Önce ben gelemiyorum lafı, daha sonra ise aşağıya in lafı . Birbirimizi görünce çok seviniyoruz. Gidiyoruz bir kafeteryaya, deniz, kumsal, yat limanı ve Kaleiçi’nin her noktasını görebileceğimiz manzarada ve güzellikte. Kahvelerimizi yudumlarken konumuz dönüp dolaşıp fotoğrafa geliyor. Türkiye’de fotoğrafın etkileri, verilen değer gibi konularda sohbet uzun uzadıya devam ediyor.

Daha sonra bulunduğumuz mekandan kalkıp, yemek yemeye dönerciler çarşısına gidiyoruz. Birlikte yemeğimizi yedikten sonra ise ertesi gün buluşmak üzere ayrılıyoruz.

Ben hızımı alamadığımdan Düden Şelalesi’ni görmek için ikinci bir tekne turuna çıkmaya karar veriyorum. Bu defa ki tur yaklaşık 2 saat sürüyor. Küçük bir tekne, teknede yine ruslar ağırlıklı. Sohbet ediyoruz…

Kaptanlada aramız iyi, bir yandan da onlar balık tutmaya uğraşıyor. Oltaya vuran balıkla birlikte teknedekiler heyecanlanıyor ama boş.

Yine güzel fotoğraflar çekme imkanına sahip oldum. 4. Güne girdiğimizde amacımda yine Nihal ile buluşmak var ama Nihal işleri nedeniyle gelemeyeceğini söylüyor. Ben ise, yat limanına gidip içki içmeye karar veriyorum. Biram geliyor, yanında çerez, aynı anda yat limanını, sahili, Kaleiçi’ni görebiliyorum. Pahalı da değil hani, dışarıdan almaya kalksan bir biraz 2 Lira 60 kuruş, orada 3 lira. Peki Sivas’ta kaç lira bileniniz var mı? Tam 7  Lira.. Ne demek istediğimi anladınız siz.

Akşam oluyor ve yeniden dönüyorum. Artık Antalya’daki son gecem. Ertesi günde son sabahım olacak. Sabah uyanır uyanmaz Nihal’e mesaj atıyorum. “Buluşalım”

Okeyliyor ve öğlene doğru Saat Kulesi civarında Antalya Sanatçılar Derneği’ne ait lokalde buluşuyoruz. Sohbet ediyoruz. Sohbet uzun uzadıya devam ederken artık veda vakti.

Ben o akşam 7’de yeniden Sivas’a döneceğim, çünkü ertesi gün iş başı yapacağım. Bir Antalya macerası da böyle sona eriyor. Bu gezide karşılaştığım şeyler ise bunlardan ibaret.

Antalya’ya sadece 200 lira para ile gittim. Hayli hayli yetti. Doya doya hem içini hem ilçelerini gezerek, deniz, içki vs gibi harcamaları da katarak “keşke şunu da yapsaydım” diye söyleceğim birşey olmayarak tamamladım.

Artık yeni rotam neresi olacak bilmiyorum.

En çok bunlar arandı

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlginizi Çekebilir
Sıcak Çermik 2017 yılı fiyatları

Sıcak Çermik 2017 yılı fiyatları

08 Ocak 2017
17.285 views
Kangal Balıklı Kaplıca 2017 Fiyatları

Kangal Balıklı Kaplıca 2017 Fiyatları

02 Ocak 2017
13.975 views
Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

29 Haziran 2016
6.243 views
Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

07 Haziran 2016
8.451 views
2016 Sivas Taksi Ücretleri

2016 Sivas Taksi Ücretleri

06 Mayıs 2016
1.396 views
Gürün Gökpınar Gölü

Gürün Gökpınar Gölü

04 Mayıs 2016
1.799 views
Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

20 Nisan 2016
3.923 views
Bunlar da var!
Sivas’taki yatır ziyaretleri

Sivas’taki yatır ziyaretleri

15 Haziran 2011
1.608 views
Sivas’ta Kahvaltı Mekanları

Sivas’ta Kahvaltı Mekanları

27 Kasım 2015
16.961 views
Yıldız Dağı Kayak Merkezi

Yıldız Dağı Kayak Merkezi

23 Mart 2011
233 views
Sivas Otelleri

Sivas Otelleri

18 Mart 2012
93 views
Sivas Tanıtımı

Sivas Tanıtımı

27 Temmuz 2012
973 views
Çeltek Baba Türbesi

Çeltek Baba Türbesi

30 Temmuz 2012
2.929 views
Sivas Tatil Rehberi

Sivas Tatil Rehberi

21 Mayıs 2012
98 views
Yandex.Metrica