Neden Mihr ü Vefa Suyu | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Sivas’ta ucuz oteller ve fiyatları

Neden Mihr ü Vefa Suyu

Gezi 10 Ekim 2012
171 views

Sivas denince ilk akla gelen şeylerden birisi de, her mevsim buz gibi akan suları ve tertemiz havasıdır. Gurbette yaşayan hemşehrilerimiz her fırsatta bu özlemi dile getirmekten kendilerini alamamaktadırlar. Bununla ilgili olarak bizzat yaşadığım ve beni çok etkiyen şu anekdotu aktarmadan geçemeyeceğim. Bundan birkaç sene önce yaz tatiline çıkmış ve yolum Marmaris’e düşmüştü. Yolda trafik kontrolü yapılıyordu. Genç bir trafik polisi yanımıza gelip evrakları istedi ve plakayı okumuş olacak ki, Sivaslı olup olmadığımı ve ne işle uğraştığımı sordu. Ben de Sivaslı olduğumu, öğretmenlik yaptığımı söyleyerek; “Şanslıymışsın hemşerim, böyle güzel bir yerde görev yapıyorsun” diye ekledim. Hay demez olaydım. Meğer bilmeden hemşehrimin yarasına parmak basmışım. Bana şöyle bir baktıktan sonra: “Ne şanslısı hocam! Gece sabahlara kadar sıcaktan uyku tutmuyor.

Sivasımın yazın püfür püfür esen rüzgarını, anamın elleriyle sırıdığı o yün yorganının altında mışıl mışıl uyumayı, buz gibi Mihr ü Vefa suyunu yudumlamayı özledim. Canını sevdiğim memleketimin havasına, suyuna hasret kaldık hocam” demez mi? Belli ki memleket hasreti içine işlemeye başlamıştı.

Polis memurunun büyük bir özlemle bahsettiği Sivas’ın o temiz havasından ve suyundan günümüzde söz etmek pek mümkün değildir. Zira Sivas’ın nüfusunun köyden şehre göç nedeniyle hızla artması ve buna bağlı olarak yıllardır sürdürülen çarpık yapılaşma sebebiyle Sivas temiz havasını kaybetmeye başlamıştır. Buna bağlı olarak eskiden her sokak başında sürekli akan tatlı suları bulmanın gün geçtikçe zorlaştığı da bir gerçektir.

1932 yılında yayımlanan Dr. Hasan Tahsin’in hazırladığı “Sivas Vilayeti Sıhhat ve İçtimai Coğrafyası” isimli eserinden öğrendiğimize göre, o dönemde Sivas merkezinde kullanılan sular şunlardır:
1- Kepenek suyu
2- Behrampaşa suyu
3-Hekim (boru) suyu
4- Mihr ü Vefa suyu.

Eserde bu suların hepsinin Sivas’ın kuzeyinde bulunan Tavra Boğazı’ndan çıktığı belirtilip, bu sulara ait analiz raporları da bir çizelge halinde verilmiştir.

Bu yazıda üzerinde durmak istediğimiz esas husus, uzun süredir kafamı meşgul eden “Bu suya neden Mihr ü Vefa suyu denmiştir?” sorusunun cevabıdır. Yaptığımız araştırmaya göre, suya bu adın verilmesi bir aşk hikayesine dayanmaktadır. Mihr ü Vefa, Sivas ve yöresinde bu gün hala halk arasında anlatılmaya devam eden bir hikâyedir.

Mesnevi şeklinde kaleme alman “Mihr ü Vefa” hikayesi, zaman içinde halk tarafından da anlatılmaya başlanınca, manzumelikten çıkıp nesir şeklindeki halk hikayesi hüviyetini kazanmıştır. Halkın nesir şekline çevirerek naklettiği bu hikâyelerde az da olsa, konuşmaların ve duygulu bölümlerin zaman zaman nâzım şeklinde aktarıldığı da görülmektedir.

Gerek Vehbi Cem Aşkun’un derleyip Sivas Folkloru’nda yayımladığı Mihr ü Vefa hikâyesi, gerekse bizim derlemiş olduğumuz bu hikayenin başka bir varyantından hareketle bu suya ad olan hikayenin özeti şöyledir:

Rum melikinin üç oğlu vardır. Bunlardan küçük oğul Vefa, babası ölünce payına düşen paraları yoksullara dağıtıp kardeşlerinden ayrılarak gurbetin yollarına düşer. Yolda bir remilciyle karşılaşıp ona remil çözdürür. Remilci ona, aşk uğruna uzun bir süre çile çekeceğini söyler. Vefa, daha sonra rüyasında Umman padişahı kızı olan Mihr’i görür ve ona âşık olur. Bir gün ava çıkan Vefa, bir ördek avlar. Ördek dile gelip: “Yedi yıldır yüzü duvaklı bir gelin seni bekliyor. Beni avlayacağına git onu avla.” der. Bunun üzerine oradan ayrılan Vefa, ayağına demir çarığını giyip eline demir asasını alarak dere tepe demeden Mihr’i aramaya başlar.

Sivas’a gelen Vefa, Paşafabrikası civarında bulunan bir konağın ışığını görüp konağın kapısını çalar. Kapıyı Mihr açar ve Vefa onun rüyasında gördüğü kız olduğunu görünce şaşırır. Kız, onu içeri alır ve hikayesini dinler. Daha sonra Hızır gelerek bunların nikahını kıyar, böylece evlenirler.

Konakta kırk tane oda vardır. Kız Vefa’ya bu odalara ait olan otuz dokuz anahtar verir ve şöyle der: “Sakın kırkıncı odayı açmaya çalışma, orası sana yasaklanmıştır.”

Bir gün Vefa, başını dizine koyup uyuyan Mihr’in saçlarını okşarken, tesadüfen onun saçları arasındaki kırkıncı odanın küçük anahtarını bulur. Anahtarı alır ve gizlice kırkıncı kapıyı açar.
Kapıyı açınca bir gül bahçesi ile karşılaşır. Bahçe, çeşit çeşit kokan güllerle doludur. Vefa, güllerden birinin dalında iki gömleğin asılı olduğunu görür ve birini almak için uzanır. Vefa’nın elinin değmesiyle gömleğin uçup oradan uzaklaşması bir olur. O, bu olay üzerine bahçeden çıkıp kapıyı kapatır. Bu sırada uyanan Mihr, onun bahçeye girdiğini anlar ve ağlamaya başlar. Vefa neden ağladığını sorunca, Mihr: “Gömlek uçtu, şayet gömlek padişahın eline geçerse, o beni bulur ve senden ayırır. Onun için ağlıyorum.” der. Bunun üzerine konağa hiçbir yabancıyı almama kararı alırlar.

Bahçeden uçan gömlek çift süren bir çiftçinin sabanına takılır. Ã?iftçi gömleği alır ve bunun çok değerli bir şey olduğunu anlar. Gömleği götürüp kâhyasına verir. Kâhya gömleği görünce ona hayran kalır ve çiftçiye sürdüğü tarlayı armağan edip, gömleği doğru paşaya götürür. Paşa gömleği görünce kâhyaya o köyü bağışlar ve gömleği alıp padişaha götürür. Padişahın huzuruna alınan paşa gömleği ona verir. Padişah gömleği görünce onun güzelliği karşısında ne yapacağını bilemez ve paşalık rütbesinin ebediyen paşanın sülalesinde kalmasını buyurur.

Gömleği alan padişah bu gömleğin sahibinin bulunmasını emreder. Bir cadı karısı onu bulabileceğini söyleyerek padişahtan bir küp altın alır ve küpe binip doğruca Mihr’in bulunduğu konağa gelir. Cadı karısı yorgun ve aç olduğunu söyleyerek Vefa’yı kandırıp konağa girmeyi başarır. Gece onlar uyurken Vefa’nın boğazını keserek Mihr’i küpe bindirip padişahın sarayına getirir. Padişah hemen onunla evlenmek isterse de Mihr, kırk gün kocasının yasını tutacağını söyleyerek ondan mühlet ister. Padişah da bu teklifi kabul eder ve düğün hazırlıklarını başlatır.

Vefa’yı merak eden kardeşleri, onu aramaya çıkarlar ve günün birinde konağa gelip kardeşlerini bulurlar. Bakarlar ki Vefa öldürülmüş. Bu esnada Hızır peyda olur ve elini Vefa’nın kesik boğazına sürerek onu tekrar diriltir. Kendine gelen Vefa, kardeşlerinin bütün ısrarlarına rağmen, memleketine dönmeyi kabul etmeyip bahçeden topladığı gülleri de yanına alarak Mihr’i aramaya koyulur.

O, Mihr’i kaçırtan padişahın sarayını bulur ve sarayın bahçıvanının yanında çırak olarak çalışmaya başlar. Bir gün bahçeden topladığı güllerin arasına konaktan aldığı gülleri de koyarak Mihr’e gönderir. Mihr, güllerin kokusundan bunların kendi bahçesine ait olduğunu ve bunları Vefa’nın gönderdiğini anlar. Hizmetçilerine, bu gülleri getirene şerbet göndermelerini söyler ve şerbet tasının içine de yüzüğünü atar. Vefa şerbeti içerken yüzüğü fark eder ve Mihr’in sarayda olduğundan emin olur. Mihr ve Vefa bahçıvanın da yardımıyla bir gece atlara binerek saraydan kaçarlar.

Bunlar, uzun bir süre at koşturduktan sonra, bir kasabaya gelip yaşlı bir kadına misafir olurlar. Yaşlı kadın bunların maceralarını dinler ve kızı komşu düğününe götürmek bahanesiyle evden alıp sarrafın evine getirerek Mihr’i para karşılığında ona satar. Sarraf çok güzel olan Mihr’i evden dışarı çıkarmaz.

Mihr’in kaçırıldığını anlayan Vefa, çerçilik yaparak onu aramaya başlar. Sokaklarda bağırarak dolaşan Vefa’nın sesini tanıyan Mihr, pencereden bir sepet sallayıp içine de yüzüğünü koyar. Vefa, yüzüğü görünce Mihr’in orada olduğunu anlar ve gece olunca kaçmak için anlaşırlar. Hana giden Vefa, yorgunluktan uyuyakalır. Gece erkek elbiseleri giyerek evden çıkan Mihr, o sırada oradan geçmekte olan bir hırsızı Vefa sanıp, onun yedeğindeki ata binerek peşine düşüp sabaha kadar at koşturur. Mihr, sabah gün aydınlanınca peşine düştüğü kişinin Vefa olmadığını anlayıp, vurup hırsızı attan düşürerek oradan uzaklaşır.

Bir şehre gelen Mihr, dinlenmek için bir hana gidip yatar. Meğerse o şehrin padişahı öldüğü için, o gün padişah belirlemek üzere devlet kuşu uçuracaklarmış. Halk bu sebeple meydanda toplanır ve kuşu uçururlar. Devlet kuşu uçar ve hanın üzerine konar. Olmadı, deyip kuşu tekrar uçururlar, kuş yine hana konar. Üçüncü tekrarda da kuş hana konunca, burada kim var, diye halk içeri girer ve Mihr’i erkek kıyafetiyle yatarken bulurlar. Bunun üzerine onu padişah seçerler. Mihr, kız olduğunu söyleyemez ve görevi kabul eder.

Mihr ülkeye padişah olunca, ilk iş olarak şehrin girişine bir çeşme yaptırır ve çeşmenin üzerine kendi resmini çizdirir. Çeşmenin başında her gün bir askerin beklemesini ve buradan su içip de resme bakınca “Oh!” diyenlerin yakalanıp hapse atılmasını emreder.

Bu arada Mihr’i aramaya çıkan padişah, sarraf, hırsız ve Vefa değişik vakitlerde bu çeşmeye gelip su içerler ve Mihr’in çeşmenin üzerindeki resmini görerek “Oh!” çekerler. Bunun üzerine askerler onları yakalayıp hapse atar. Askerler, Mihr’e gelerek emri üzerine bazı yabancıları yakaladıklarını haber verirler. Onları huzuruna çağıran Mihr, padişahı, sarrafı ve hırsızı atların kuyruğuna bağlatıp parçalatır, Vefa’yı ise yanına çağırarak ona kendini tanıtır. Bunun üzerine elbiselerini değiştiren Mihr, halkına kendisinin bir kadın olduğunu, eğer isterlerse bir padişah oğlu olan kocasının padişahlık görevini yürüteceğini söyler. Onlar da bu teklifi kabul eder, böylece muratlarına ermiş olurlar.

Türklerin dağlara, mağaralara, kayalara, tepelere, sulara vb. hikaye kahramanlarının isimlerini verme geleneği Anadolu’da oldukça yaygındır. Yine Sivas’ın Paşafabrikası mevkiinde bulunan bir mağaraya “Köroğlu Mağarası” adının verilmesi de bu geleneğin bir tezahürüdür. Bu nedenle bize göre, Paşafabrikası’nda çıkan suya Mihr ü Vefa suyu denmesi, bu hikayede geçen çeşmeden esinlenerek ortaya çıkmıştır. Yurdumuzun değişik yörelerinde bu şekilde isimlendirme hadiselerine sıkça rastlanması da bizim bu düşüncemizi destekleyen bir husustur.

Kaynak : Burhan Paçacıoğlu

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlginizi Çekebilir
Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

29 Haziran 2016
4.328 views
Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

07 Haziran 2016
7.213 views
Gürün Gökpınar Gölü

Gürün Gökpınar Gölü

04 Mayıs 2016
1.629 views
Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

20 Nisan 2016
3.660 views
Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

28 Kasım 2015
11.784 views
Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

15 Kasım 2015
636 views
Bunlar da var!
Yukarı Tekke’den şehre bakmak

Yukarı Tekke’den şehre bakmak

06 Ekim 2012
91 views
Sivas Eretna Oteli

Sivas Eretna Oteli

26 Ağustos 2012
150 views
Kangal Akçakale Köyü ve Kalesi

Kangal Akçakale Köyü ve Kalesi

25 Ağustos 2011
722 views
Şuğul Kanyonu Kışın da güzel

Şuğul Kanyonu Kışın da güzel

30 Ocak 2012
126 views
Gürün Gökpınar Gölü kış gezisi

Gürün Gökpınar Gölü kış gezisi

02 Şubat 2012
108 views
Sivas Otelleri

Sivas Otelleri

18 Mart 2012
87 views
Çepni Kasabası ve Kilisesi

Çepni Kasabası ve Kilisesi

11 Ekim 2011
724 views
Yandex.Metrica