Divriği'deki ibadethaneler ve kiliseler hakkında bilgiler | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Sivas’ta ucuz oteller ve fiyatları

Divriği’deki eski yapılar ve ibadethaneler

Divriği, Gezi 27 Kasım 2010
601 views

Divriği ile ilgili yazılara devam ediyoruz. Divriği tarih içerisinde varlığı ile önemli bir şehir olmuş, medeniyetlere ev  sahipliği yapmış bunun yanı sıra bir çok inancıda içerisinde barındırmış.

Bunlardan bir taneside kiliselerin varlığı olmuş. Nasıl ki bizlerin inancında yer alan camiiler o zamanlarda hristiyan inancı için önemli olmuş ve hristiyanlar kiliselere önem vermiş. Nitekim Anadolu’nun Türkleşmesi ile birlikte müslüman – hristiyan halk iç içe yaşamış ve birbirlerine saygı göstermiş.

Nitekim bunu yapılarda anlamak mümkün. Gerek camiler olsun gerek kiliseler olsun bugün ayakta veya bir şekilde yıpranmış olarak karşımıza çıkıyor.

Divriği’de de bu durum Türkiye’nin herhangi bir yerinden farklı değil.

Divriği’de Kaleden biraz yukarı doğru yüründüğünde kalıntı şeklinde görülen bina eski bir kilisedir. Adı ise Yukarı kilisedir. Yapımı 19. yüzyıllarda olduğu sanılmaktadır.

Bu yapı 3 nefli bazilika yapılıdır. Moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Bunun biraz aşağısındaki harabe ise halk arasında aşağı kilise diye anılan yerdir.

Divriği’de bu kiliselerden hariç görülebilecek kiliseler şunlardır;

Kaya Yakup

Odur (Kaya burun)

Ersün

Uzunkaya (Pargam)

Güresin (Venk) kiliseleridir.

Bunların arasında sağlam olarak yapılmış ve orjinal hali ile ayakta duran yapı Karaburun’dadır. Karaburun köyünün ismi ile anılmaktadır.  Köyün girişinde yer alan kilisenin, 1833 yılında yaptırıldığı düşünülmektedir.

Bu konuyla ilgili Karaburun köyü web sitesinde yer alan bilgiler şu şekildedir.

Kayaburun (Odur) Köyü kilisesi , sağlam yapısı itibariyle Sivas’ın Divriği yöresinde bu güne dek yıkılmamış sayılı kiliselerden birisidir. Ana giriş kapısı üzerindeki yazıttan anlaşılanlara göre: Odur Köyü Kilisesi 1833 tarihinde yapılmıştır. Mevcut yazıtta yapının tarihi özellikleri hakkında da bilgiler bulunmakla birlikte ; zamanla okunamaz durama geldiği için bu gün sadece kilisenin yapılış tarihini anlayabilmekteyiz. Duvarları yer yer düzgün kesme taştan oluşan kilisenin temeli dikdörtgen yapılıdır. Buna ek olarak kiliseye bitişik durumda bulunan, fakat bu gün tavanları yıkılmış durumda olan ayrıca iki bitişik yapı daha vardır. Bu yapılardan ilkinin kapısı  kilisenin içerisinde bulunmakta ve ‘papaz odası’ olarak bilinmekte, ikincisinin giriş kapısı ise kilise dışında olmakla birlikte bu gün erzak doposu olarak kullanılmaktadır.

Köyümüzde yaşamış olan Ermeniler hakkında günümüzde çok fazla bilgiye sahip değiliz. Bu husustan dolayı Odur Köyü Kilisesi’nin özel bir konumunun olup olmadığını, bölgede hiyerarşik anlamda üstünlüğünün bulunup bulunmadığını henüz bilmiyoruz. Fakat araştırmalar neticesinde ve yaşlı köylülerimizin bilgilerine dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilmekteyiz : Komşu köylerde dikkate alınarak değerlendirilirse eğer, bu kadar büyük ve günümüze değin sağlam kalabilmiş bir kilisenin özel bir yeri olsa gerekir. Bunlardan ziyade gerçekten de hem fiziksel hem de mimari özellikleri açısından Kayaburun Köyü Kilisesi çok özel bir yapıdır. Büyüklüğü itibariyle yerleşim mevkisinde çok büyük bir Ermeni nüfusunun yaşamış olduğunu bugün hem eski mezarlıklardan hem de ana kiliseden ziyade ayrıca beş tane daha kilisenin Odur köyünde bulunuyor olmasından rahatlıkla anlayabilmekteyiz (Diğer kiliseler bugün tamamen yıkılmış durumdadır. Bazılarının temel kalıntılarını bu gün halen yerlerinde görmek mümkündür).

Her ne kadar doksanlı yıllara değin köyümüzde Ermeniler yaşamış olsa da bu gün onlar hakkında isimleri dışında pek fazla bilgi sahibi değiliz. Fakat buna rağmen Divriği ve çevresinde yaşamış hıristiyanlar hakkında çeşitli kaynaklardan bilgiler edinebilmekteyiz. Divriği, Bizans ile İran arasında sınır karakollarından birini meydana getiriyordu. Divriği ve çevresindeki halk, doğu Hıristiyanlığı ile paganizmin karışımından meydana gelen ve Samsatlı Pevlus’un yaymış olduğu mezhebin mensupları idi. Bu yüzden Pavlikyan (Paflikyan) adıyla anılan bu mezhebin başlıca merkezlerinden biri idi. Dünya görüşleri ve dini algılayışları açısından diğer tüm hıristiyan mezheplerinden ayrı bir özellik taşıyan Pavlikyanlar , maddi dünyayı yaratan ve yöneten Tanrı ile tapılması gereken, ruhları yaratan göklerin Tanrısını ayrı olarak görmekteydiler.Ayrıca Pavlikyanlar Eski Ahit’i kabul etmemekteler ve İsa’nın yeniden doğacağına da inanmamaktadırlar. Tüm resim ve heykellere karşıdırlar. Maddi dünyaya ait her şeyin sadece simgesel bir değeri vardır onlar için. Bu bakımdan, Pavlikyanlar Kiliseyi de, Kilisenin geleneklerini de , dogmalarını, kurumlarını, ruhban sınıfını da reddetmişlerdi. Onlara göre, herkes kutsal metinleri okuyup yorumlama hakkına sahiptir. Bizans imparatorluğu bu mezhebi yukarıdaki ve başkaca sebeplerden dolayı tehlikeli bir mezhep(inanış) olarak görmüş ve yıllarca Pavlikyanlarla savaşmışlardır. Tephrike’de (Divriği) bir kale kuran Pavlikyanlar, sürekli olarak Bizans topraklarını yağmalamışlar, giderek etkilerini arttırarak politik bir güç durumuna da yükselmişlerdir.

Yukarıdaki bilgiler ışığında köyümüz ve çevresi hakkında yorumlarımızı da artırabilmekteyiz. Özellikle köyümüzde bir çok tarihi esere rastlanırken ,mimari yapılar ve başkaca eserler üzerinde veya bitişik olarak resim ve heykele hiç bir şekilde rastlanılmamıştır. Bunlara ek olarak Bizanslılarla mücadele içerisinde ki Pavlikyanlar, Müslümanlarla dostluk içerisinde yaşayabilmekteydiler. Buna doksanlı yıllara değin köyümüzde yaşamış olan Ermeniler çok iyi kanıttır. Tüm bunlara ek olarak Alevilerin Ermeniler ile uzun yıllar bir arada dostça yaşabilmiş olması ; aynı kaderi paylaşıyor olmalarından ileri geliyordu. Bilindiği gibi Alevilik İslam anlayışı içerisinde Sünnilik ve Şiilikle hiçbir ortaklığı ve görüş birliği bulunmayan bir mezheptir. Dünya görüşü, dini ve yaratan algılayışı her iki mezhepten tamamen farklıdır. Alevilerde aynı Pavlikyanlar gibi Müslümanlık içerisinde yüzyıllardır sapkın bir mezhep olarak görülmekte , bu hususlardan dolayı sürekli aşağılanmakta ve dışlanmaktadır.

Tüm bu saptamaları göz önüne alarak özetlemek gerekirse ; Ermeniler ile Aleviler arasındaki bu gizli(!) ve doğal bağ aynı kaderi paylaşıyor olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu kader birliğini anlamak üstelik o kadarda zor değil. Bu gün hala Yalnız Keşiş (Akçalı) mezrasında bulunan ve herkesin kolaylıkla bir kilise veya dini bir yapı olduğunu bildiği Karayakup Kilisesi’nin biz Aleviler tarafından bir ziyaret merkezi olarak kullanılmasından bunu rahatlıkla anlayabilmekteyiz.

En çok bunlar arandı

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlginizi Çekebilir
Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

29 Haziran 2016
4.298 views
Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

07 Haziran 2016
7.185 views
Gürün Gökpınar Gölü

Gürün Gökpınar Gölü

04 Mayıs 2016
1.625 views
Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

20 Nisan 2016
3.649 views
Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

28 Kasım 2015
11.721 views
Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

15 Kasım 2015
636 views
Yandex.Metrica