Divriği Ulu Camii - Divriği Kalesi ve Kesdoğan Kalesi gezisi | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Sivas’ta ucuz oteller ve fiyatları

Divriği Ulu Camii – Kalesi – Kesdoğan Kalesi gezisi

Divriği 12 Kasım 2010
1.919 views

Divriği ile ilgili daha önce bir iki gezi yazımızı paylaşmıştık.  Divriği’ye sadakat ismindeki ilk yazımızda ilçe ile ilgili bilgiler vermiştik.

İlk gezimiz ile ilgili de bilgileri verelim artık. Yaklaşık 20 yıldır Sivas merkezde kalmama rağmen Divriği’ye ilk ziyaretimi dönemin Kültür Bakanı Atilla Koç ile yapmıştım. O dönemde Anadolu Gazetesi’nde çalışıyor ve bu tür programları sık sık yapıyordum.  Bakan bey Divriği’ye gelmeden önce bizler bu güzel ilçemize ulaşmış yine o dönem Valilik Basın Halkla ilişkiler sorumlusu Tarih

öğretmeni Mustafa Apaydın beyden bolca bilgi almıştık.

Görev icabı gittiğim için fazlaca gezme imkanımız olmamış sadece Camiyi görüp gelmiştik.

Divriği'den genel bir görüntüFakat bu gezi sırasında o kadar çok etkilenmiştim ki, Divriği’yi en kısa sürede ikinci kez görmeliyim diye kendi kendime iç çekiyordum. Ve ikinci kez görmekte

nasip oldu fakat yine istediğim gibi bir gezme söz konusu olması. Bu defa da Kazakistan’ın bir şehrinden gelen heyet ile Divriği’ye gitmiştik ve yeterince gezme imkanı yine bulamamıştım.

Artık Divriği’yi daha yakından tanımak için haftalık izinlerimde ilçeye gitme kararları alıyordum. O kadar ki, 2006 yılından bu güne kadar abartısız 100 kez gidip gelmişimdir.

Divriği’ye haber amaçlı değil de tamamen gezme amaçlı ve yalnız olarak yaptığım ilk seyahatte bazı şeylerin farkına daha iyi varabiliyordum. Ulu

Divriği Ulu Camii’nde ortaya çıkan insan figürü

Camii gerçekten harika. Anlatmaya kalksak sayfalar dolusu yazılar çıkardı ki, geçmiş dönemde ilçeyi ziyaret eden Evliya Çelebi;

“Üstad, bu camiye öyle emek sarf edip, kapı ve duvarları öyle nakş bukalemun eylemiş ki, methinde diller kısır, kalem kırıktır…”

Demekten kendini alamaz. O kadar eşsiz bir eserdir. Divriği Ulu Camii’ne gittiğinizde hayranlıkla bakarsınız etrafınıza. O hayranlık motifleri incelediğinizde daha da artar. Neden diyecek olursanız, dikkatli bakıldığında taşlara işlenen o motiflerin hiç birisi birbiri ile aynı değil. Yani hepsi farklı farklı işlemeler. Bu sebepledir ki, dünya da başka bir eşi bulunmuyor. Yine ilginç olan tespitlerden birisi de şudur, Divriği Ulu Camii’nin mimarının dünya da başka bir eseri bulunmamıştır. Yani tek bir eseri vardır Divriği Ulu Camiidir.

Divriği Ulu Camii’nin nakışlarına baktığımızda başka özellikleri de vardır. Bunların başında Cennet ve Cehennemi anlatan figürlerin bulunmasıdır. Cennet kapısının sütunlarının bir bölümünde çiçekler, güller, bülbül motifleri ile cennet sembolize edilirken diğer sütununda ateş, odun ve kazan motifleri kullanılarak Cehennem sembolize edilmiştir.

Yine ilginç olan bir şey daha var ki, bu da gölgelerin çıkmasıdır. Nedir bu gölgeler diyecek olursanız kısaca onun hakkında da bilgiler vereyim. İkindi vakti güneşin duvarlara vurmasıyla birlikte “namaz kılan insan” gölgesi çıkmaktadır. Bu da  ilginç özelliklerinden birisidir. Evliya Çelebi’nin dediği gibi kalemler kırık yazmakla bitecek gibi de değil. Gözlemlediğim ilginç noktalara yine değinecek olursam;  Şifahane içerisinde akıl hastalarını kuş sesi ve Kur’an ile iyi ediyorlarmış. O zaman ki düşünceye bakın ya. Bunun yanında duvarlarına Türk takvimi nakşedilmiş ki, güneş hangi açıdan vurursa saati hesaplarlarmış.

Yine ilginç bilgilerden bir tanesi de şifahane içerisine yapılan odalardır. Odalara girmek oldukça zordur. Eğilmek gerekiyor. Bu eğilmedeki mantıkta şunun içindir. O dönemde alimlere bilginlere gösterilen saygı nedeniyle eğilmek. Onlara hürmette kusur etmemektir.

Caminin duvarlarında 2 tane işleme vardır. Birisi çift başlı kartal (Selçuklu simgesi) diğeri ise Tek başlı kartaldır. Tek başlı kartalında boynu eğiktir. Bunun yapılmasındaki amaç ise Hem Allah’a karşı boynumuz eğik hem Selçuklu devletine karşı. Yani o dönemde “haddimizi biliriz” mesajı verilmitir. Çift başlı kartal bugün İngiltere Kraliyet ailesinin armasıdır. Aynı zamanda Chalsea kulubü bu armayı kullanmaktadır. Yani bundan 800 yıl önce yapılan Ulu Camii’nde neler var neler.  Divriği’ye uğradığınızda mutlaka zamanınızdan kısıtlama yapmayın ve bu şahaseri gezin demekle yetiniyorum. Artık anlatmaya kalksam bile çok fazla söz bulmak mümkün olmuyor. Görüp o anı yaşamak sizin için bulunmaz bir nimet olacaktır.

Ulu Camii ile anlatacaklarım şimdilik bu kadar diyorum zira artık anlatmaya kelime bulamıyorum. Çünkü aşırı güzel ve mistik bir yer.

Biraz da Divriği Kalesi’nden bahsetmek iyi olur sanırım.  Onun da tarihi çok eski. Divriği kalesi Divriği Ulu camii’nin üst taraflarından bakıldığında harika bir manzara veriyor insana. Kaleye ulaşmak için Divriği Ulu Camii’nin arkasında bulunan ve üst mahallelere uzanan talii yolu izleyebilirsiniz. Bir başka çıkış noktası da kalenin diğer yüzünden. Camii üzerinden ulaşmak isterseniz kaleye geçmeniz gerek büyük bir yarık var. Böyle mağara gibi bir yerden geçiyorsunuz. Ürkütücü gelse de geçmenizi tavsiye ederim. Zira bu mağara dediğimiz yer suların kalıntılarının altından açılmış. Ve işte Divriği Kalesi ve tarihi Divriği Kale Camii. Surları ve heybetiyle sapa sağlam ayakta duruyor.  Divriği’nin sülietinde göz gezdirmek için harika bir yer. Hemen arka tarafında Çaltı vadisi ve Çaltı deresi akıyor.  Biraz alt taraflarında keşfedilmeyi bekleyen mağaralar var. Tabii tam karşısında ise Kesdoğan kalesi. Çıkışı bir hayli zor ama manzarasına diyecek birşey de yok.

Divriği Kalesinin arkasında hala keşfedilmemiş halkın soğuk mağara dediği gizemli, hakkında söylentiler olan keşfedilmeyi bekleyen mağarası var.

Aynı zamanda güzelim Çaltı Çayı’nın yıllardır kapkara akmasına neden olan bir de fabrikası var. Eskiler bilir demir yolunun kenarındaki eski barajda hem güzel balık olurdu hem de yüzülürdü şimdi adam gibi arıtılmayan fabrika atığı yuzunden kapkara akan bir çay var.

Genel anlamda bakıldığında Divriği gezilmeye değer, görülmesi gerekir reklamını yaptıkları gibi “görmeden ölmeyin” diyebileceğimiz şirin bir serhat kenti.

DİVRİĞİ ULU CAMİİ HAKKINDAKİ GENEL BİLGİLER

Dünya Miras Listesine Alınmış Tarihi : 6.12.1985
Liste Sıra No : 358
Niteliği : Kültürel
Divriği ve civarında en erken yerleşim Hititler Dönemi’ne kadar inmektedir. Yöre, Mengücekoğullarının yönetimi altında olduğu dönemde Turan Melek Şah tarafından camii ile birlikte 1228-1229 yıllarında yaptırılmıştır. İslam mimarisinin bu başyapıtı iki kubbeli bir türbeye sahip bir cami ve ona bitişi bir hastaneden oluşmaktadır. Yapılar, mimari özelliklerinin yanısıra, sergilediği Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle UNESCO Dünya Miras Listesinde yer almaktadır.

DÜNYA MİRASI DİVRİĞİ ULU CAMİ
Mengücekoğullarından Ahmet Şah ile eşi Melike Turan tarafından 1228 tarihinde tamamlanan Divriği Ulucami ve Şifahanesi, çevresindeki taş ocaklarından çıkarılmış bir cins tüften inşaa edilmiştir. Ulucami Iğımbat Dağının eteğinde olup Ulucamiye geniş bir görüntü kazandırmıştır. Caminin en güzel tarafı kapılarda ve sütunlarda işlenmiş olan motiflerdir. Bir çok araştırmacının dikkatini çekmiş ve görenler hayran kalmıştır. İçe bakışı hitap eden bu motifler caminin yapımında çalışan mimarların kendi geleneklerine sanatsal anlayışına göre, karışık motiflerle özgün ve harika bir şaheser ve ibadethane ortaya çıkarmışlardır. Sanat tarihçisi Doğan Divriği Mucizesi adlı eserinde, mimari bakımdan bir mucize olduğunu yazmaktadır.Eseri yapan mimarın başka bir eserine rastlanmaması ilginçtir. Son yıllarda UNESCO tarafından Dünya Mirasını Koruma kapsamına alınmıştır.

 

CAMİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ :
Caminin dikdörtgen bir planı vardır. Güneyinde bitişik olarak yapılmış Darüşşifa vardır. Uzaktan ve yakından bu iki yapı ayırt edilemediği gibi, ulucami deyimi genel isim olarak her ikisini de içine alır. Kuzeyindeki genel bir girişten (Kıble Kapısı) ve batıya bakan ikinci bir kapıdan (çıkıştan faydalanılır), doğuya açılan üçüncü kapı (Şah Kapısı), şimdi pencere durumundadır. Kıble Kapısı kuzey cephenin ortasında bütün Selçuklu eserleri nin kapılarında görüldüğü gibi, yapıya göre daha yüksek ve ondan taşıntılı şekilde kurulmuş, planlı, süslemeleri yönünden benzerine rastlanılmayan üstün bir sanat eseridir. Kıble kapısı (kuzey taç kapısı), Selçuklu yapılarının kapılarında olduğu gibi yapıya göre daha yüksek ve dışa taşıntılı biçimdedir. Barok stilde tasarlanmış olan bu taç kapı 14,5m. yükseklikte ve 11,5m. eninde,4,5m. derinliğindedir; portal duvar cephesinden ileriye doğru 1,6m. dışa doğru taşırılmıştır. Anıtsal bir giriş olan kıble kapısı büyük camiler için geçerli olan taç kapı deyimiyle adlandırılmıştır. Yanındaki duvar alanlarının düz olması, buna karşılık kapının üstün bir ustalıkla bir heybet ve sanat coşkunluğuna bürünmesi, çatıyı da aşarak göklere doğru yükselen bir havaya sokulması dikkatleri bir anda çekmektedir. Caminin batı yönünde bulunan çarşı kapısında (çıkış kapısı) 9,5m. yükseklik, 6m. en, 2,6m. derinlik ve 1,4m .taşıntı vardır. Selçuklu sanatında rastlanamayan özellikteki bu kapı üzerinde, 1228 tarihine veren bir kitabe bulunmakta, kapının bütün yüzeyini ince ayrıntılarla, zengin bitkisel motifler örtmektedir. Bu süsleme, adeta bir halı ve eşsiz desenlerle bezeli bir kumaşa benzetildiğinden bazı bilim adamları tarafından tekstil kapı denilmiştir. Kapı çıkıntısının sağ ve solunda çift başlı birer kartal, nişin yan yüzeyinde ise tek başlı bir kartal bulunmaktadır; pek çok hanedan tarafından kudret ve egemenlik simgesi olarak bu sembol, hiçbir yerde buradaki kadar zarif işlenmemiştir. Doğu yönündeki Şah Kapısı fonksiyonuna uygun olarak Taht Kapısı olarak bilinmektedir. Yüzeyi bitkisel, geometrik, yıldız, düğüm, saç örgüsü motifleri ile bezemelidir.
Minare, caminin kuzeybatı köşesinde yer alır ve silindirik gövdeli bu minare caminin asıl minaresinin yıkılmasından sonra, Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1523 yılında yenilenmiştir.

CAMİ KAPILARI ÜZERİNDEKİ YAZITLARIN ANLAMI
Şifa yurdunun kapısı üstündeki yazının anlamı: “El Melik Es Seyyid Fahrudden Bahram Şah’ın Kızı Allah’ın affına muhtaç adaletli Kraliçe Turan Melek Allah Rızası için bunun mübarek şifa yurdunun inşasını emretti.”
Batı Çarşı Kapısı üstündeki yazının anlamı: “Allah rızası için önce bu mübarek camii, Allah’ın rahmetine muhtaç zayıf kulu Ahmet Şah Bin Süleyman Şah, Bin Şahin Şah mü’minlerin yardımcısı tarafından tesis olunmuştur. Allah mülkünü daim ve kadrini yüce etsin.” Kale Kuzey Kapısının üstündeki yazının anlamı: “Allah’ın rahmetine muhtaç zayıf kul Süleyman Şahın oğlu Ahmet bu mübarek camiinin inşasını emretti Allah mülkünü daim kılsın.” Doğuda bulunan Şah Kapısının üstündeki yazının anlamı: “Mülk tek ve Kahhar olan Allah’ındır. Mimar Ahmet.” Cami içindeki minberin sol köşesindeki yazının anlamı: “Müminlerin yardımcısı Ahmet Şah Bin Süleyman Şah Bin Şahin Şah (Allah mülkünü daim kılsın) mübarek minberin dikilmesini emretti. Mimar Tiflisli Ahmet Bin İbrahim.”

MİNBER:
Ahşap olup 6-7 metre yüksekliği 4,2m. derinliği 103 cm. enidir. Bu minber ahşap geçme işlemeleri yönünden esaslı bir atılımın görülmediği bir çağda yapılmış çok iyi bir örnektir. Üzerinde ad ve kitabelerin yanı sıra çok sayıda kutsal söz bulunmaktadır. Hadis ve ayet yönünden Anadolu’nun öteki minberlerinden zengindir. Minberin 22 yazıcısından üçü yaptırıcı veya sanatkar imzaları, diğer 19’u kutsal sözlerdir. Üzerindeki yıldız ve levhacıklar 5 ve 12 köşelidir.
MİHRAP : Biçimi ve dekorasyonu ile Anadolu’da tektir. Mihrap üstü kubbesi içten fevkalade süslü, istalaktikli konsallara dayanan 12 nervür taşı ile dilimlere ayrılmış ve kasnak silmesi de köşelerde birbirlerine çaprazlaşan kemerciklerle trompt şeklinde istinatgah vücuda getirilen dört büyük kemere oturtulmuştur. Mihrap çok sade, sivri kemerli bir niş olup kapılarda görülen baroklaşmış rumi şekillerin derin ve iri silmelerle iddialı bir hale sokulmuş ve fazlasıyla tebaruz edilmiştir. Mihrap kubbesinde dört küçük pencere vardır. Bunlardan üçü tan ağarışında günün ilk ışıklarını içeriye biraz sabah yıldızı şeklinde ulaştıran kubbeye gök boşluğu havası veren ustaca düşünülmüş yıldız biçimli deliklerdir.

DARÜŞŞİFA
Ulucamiye bitişik olarak yapılmış halk dilinde medrese diye de adlandırılmaktadır. Bu günkü hastanelerin görevini yapan Divriği Şifahanesi Anadolu daki darüşşifalarının en eski, en sağlam ve en bozulmamış olanıdır. Camiye güney yönünden bitişik olan darüşşifa (Turan Melek Darüşşifası), Erzincan Emiri Fahrettin Behram Şahın Kızı ve Ahmet Şahın eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. 18.yy.da medrese haline getirildiği için Şifahiye Medresesi de denilmektedir. Görkemli ve zengin süslemelerle bezeli taş kapısı dört eyvanlı, orta avlusu kapalı plan şeması ile orta asya Türk yapı geleneğine bağlı, benzersiz bir Mengücek anıtıdır. 1206 Kayseri ve 1217 tarihli olan Sivas Darüşşifası gibi Divriği Darüşşifası da günümüze bozulmadan gelen en eski ve en sağlam Selçuklu Tıp Merkezlerinden biridir.

En çok bunlar arandı

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Bunlar da var!
Sivas’ta Bisiklet Gezileri

Sivas’ta Bisiklet Gezileri

10 Nisan 2012
59 views
Kurşunlu Hamamı

Kurşunlu Hamamı

03 Mart 2011
526 views
Çelebiler köyü Dikilitaş Efsanesi

Çelebiler köyü Dikilitaş Efsanesi

14 Mayıs 2012
496 views
Sivas el sanatları

Sivas el sanatları

18 Mart 2011
229 views
Sivas Eski Rum Kilisesi

Sivas Eski Rum Kilisesi

10 Mayıs 2012
319 views
3 bin yıllık tarihi ile Şarkışla

3 bin yıllık tarihi ile Şarkışla

08 Şubat 2011
346 views
Kürşat’ın özgürlük yolu..

Kürşat’ın özgürlük yolu..

09 Eylül 2010
1.232 views
Ankara Sivas Uçak Biletleri

Ankara Sivas Uçak Biletleri

13 Mart 2012
67 views
Divriği Derinkuyu yeraltı kenti

Divriği Derinkuyu yeraltı kenti

23 Temmuz 2011
194 views
Yandex.Metrica