Cogi Baba köyü ve kültür Sanat Festibali | Sivas.im : Sivas Gezi Rehberi


Mis Döner neden kapandı?

Sivas Düğün Fotoğrafçısı açıldı

Sivas Termal Fiyatları

Sivas’ta ucuz oteller ve fiyatları

Cogi Baba ulu ermiş, herkese muradını vermiş

Gezi, İmranlı 27 Ocak 2011
409 views

Yazımızın başlığında belirttiğimiz, “Cogi baba ulu ermiş, herkese muradını vermiş” neden denilmiştir anlamadan önce Köy hakkında kısa bilgiler edinelim. Neden Cogi Baba? veya bir başka değişle Cogi Baba kimdir? İmranlı’nın bir başka güzelliğinin adıdır Cogi baba, Çengelli Dağı’nın eteklerinde kurulan köy, yüksek rakımı, göç veren yapısı ve kültür festivali ile adından söz ettirmiştir. Son derece mütevazi ve güleryüzlü halkı ile Anadolu insanını en iyi özetleyen şirin bir köydür. Çevresi yeşillik ve ağaçlıkla kaplıdır. Aynı zamanda sarp kayaların mevcudiyeti başta dağcılık olmak üzere yürüyüşler için uygundur.
Köyde son yıllarda Kültür ve Sanat Etkinlikleri yapılmakla beraber her yıl düzenli hale getirilmiştir.
İlk Festival 2002 yılında yapıldı. Etkinlikler Temmuz ayının ilk hafta sonunda yapılmaktadır.
Festival son derece güzel geçmektedir. Herkesin katılmasını şiddetle tavsiye ediyoruz.

Festivalden birkaç görüntüyü paylaşmak sanırım köy hakkındaki bilgilerin net olarak pekişmesini sağlayacaktır.

http://www.youtube.com/watch?v=MxIW3mQjV5c&feature=related


Köyün Tarihi

Köyün tarihsel süreç içinde bilinen ilk adı Cöğü’ dür. Bu adın köyün büyük mezrasının doğu kenarında bulunan Cogi ziyaretgahına adını veren Cogi Baba ‘dan geldiği bilinmektedir. Cogi Baba ve köy tarihi ile yazılı bir kayıt bulunmamakla birlikte; anlatımlar mevcuttur. Ancak bu adın, köyün bugünkü sakinlerinin tarihi ile bağlantısı yoktur.

Baki Öz ‘ ün Belgelerle Koçgiri Olayları adlı eserine göre 250 yıl kadar önce Dersim’den gelen Hıdo Fincangir isimli kişi Boğazören köyüne yerleşmiş ve soyu da Koçgiri adını almış olan bölgeye dağılmıştır.1700’li yılların son çeyreğinde ilk göçmenler, Boğazören’ den çevredeki yerleşim yerlerine açılmaya ve uygun yerler buldukça yerleşmeye başlamışlardır. Köyümüze yerleşen soy; Kusura, Bandıra, Ortak, Alacahacı, Gilicek, Dipsizgöl, Cemaller ve Cögü köylerine dağılıp yerleşmişlerdir. En uç ve en verimsiz yurtluklar olmasına bakılırsa, Cöğü ‘ye gelenler en son ayrılanlar veya başka yurtlukları deneyenler olabileceklerini düşündürüyor. Bundan hareketle , köyümüzün l800’lü yılların başlarında buraya yerleşmiş Koçgiri Aşireti mensuplarıdır. Köye ilk yerleşenler kardeş iki ailedir. Laçin ve Cıbo-Badan olarak adlandırılan bu aileler birlikte hareket etmiş ve köye aynı tarihte yerleşmişler ve günümüze kadar yaklaşık 150 sene aynı kaderi paylaşmışlardır.

Ayrıca Prof. Dr. İsmet Miroğlu ‘nun TTK tarafından yayınlanan Kemah sancağı ve Erzincan Kazası eserde Osmanlı kaynaklarında ise şu bilgiler yer almaktadır.

Cogi : 1530’da 3 zaviyedar,1568’de 6 hane 6 mücerret nüfus ve Murad şeyh zaviyesi mevcuttur.

Halas : 1530’da 1 hane 1 mücerret, 1 sipahi zade,1591’de 7 hane 7 mücerrede nüfus var.
SINIRLARI
Doğusu: Avşar Köyü ve arazisi.
Batısı: Doğancıl Tepesi, Goma Ceme Tepesi ve tepelerin güneye doğru olan uzantılarının ufuk çizgisi, Gölağıl Köyü arazisi.

Kuzeyi: Karacaören, Alacahacı, Harami köyleri arazisi, Alacahacı dağ yolu, Pür Hüseyin düzlüğünün orta yeri, Gürlen Baba dağının ufuk çizgisi, Seyit Mustafa mezarının bulunduğu tepenin doğuya doğru Avşar’ ın sınırı ile birleştiği nokta.

Güneyi: Gaza Goma Ceme (Cemin Ağılının tepesinden başlayıp önce güneye, onu, takiben doğuya yönelen,Gaza Sili Balan (Sili Balan tepesi), Çekem tepesi,Yayla Boze tepesi, Çengelli dağı ufuk çizgisi ve Ören deresini içine alan tepelerin ufuk çizgisini izleyip Avşar sınırıyla birleştiği nokta.
COĞRAFİ DURUMU
Yünören Köyü; merkez olan Cogi ile Mezre, Halas, Elmaseki olmak üzere dört mezradan oluşmuştur. Doğudan batıya sıralanan Cogi, Mezre, Halas mezraları aynı derenin içinde yer alırken Elmaseki mezrası ise en batıda aynı adla anılan platonun ortasına kurulmuştur.

Özellikle batı ve güney kesimler yüksek ve sarp dağlarla çevrelidir. En yüksek nokta Çengelli dağının zirvesi 2596 m.dir.Bu dağın çevresinde 1500-2000 m.ye ulaşan daha birçok yükseltiler vardır.1000 m. yükseltilere kadar olan kesimler hemen tümüyle meşe ormanları ile kaplıdır.Daha yükseklerde ise seyrek ardıç ağaçları var.2000 m.den yüksekler ise çıplaktır. Ormanla kaplı olan güney ve batı kesimler otlak olarak kullanılmakta olup aynı zamanda orman ürünleri de köyün en önemli ekonomik kaynağıdır. Çok çeşitli ot ve çiçekler hem orman aralarını hem daha yükseklerdeki açık alanları rengarenk bir örtü gibi kaplar.50 sene öncesine kadar köy halkı bu mera kesimine hayvanları ile yaylaya çıkar.Ağaç ve taştan yapılma ağılların yıkıntıları hala varlığını koruyor.Başlıca yayla yerleri;Ören deresi, Zırrık, İbenin Yaylası, Kasenin Yaylası, Sili Balan, Kösenin Yaylası, Zazanın Yaylası adları ile anılır. Günümüzde bu yerler çok güzel piknik alanları olarak doğal güzelliklerini koruyor.

Köyün kuzey kesiminde, her mezranın arasında ve çevresinde kalan ufak tefek düzlükler ise ekim alanlarıdır.Kuzeyin en yüksek tepesi Gürlen baba 2000 m.ye ulasan yüksekliği ve beyaz renkli görkemi ile dikkatleri çeker. Tam tepesinde ziyaret yeri vardır.Kalkerli bir yapıda olduğu için ara sıra içten gümleyen sesler çıkarır,çevre halkı da bu gümbürtüleri onun Çengelli dağı ile aralarında yaptıkları savaşlarda kullandıkları top ve silah seslerine yorumlardı.Genel olarak kuzeyde kalan yükseltiler yıpranmış tepelerdir.Köyün ilk yerleşim döneminde kuzey kesiminin de tümüyle meşe ormanı olduğu, günümüze kadar ulaşan anlatımlarda belirtiliyor.Ekenek için daha uygun olan bu kesimin ormanları sökülerek, yıllar içinde yok edilmiştir.Bu yüzden de sel ve yağmur suları ile eğimli yerler erozyona uğramış,toprak verimsizleşmiştir.Birçok yerlerde de heyelanlar her yıl bir kesiti alıp götürmektedir.

Köyün içinden Cogi deresi geçmektedir. Elmaseki platosunun sularını kuzeyden Hılhıl deresi, güneyden Goma Ceme deresi toplayıp Halas’ın yakınında birleşirler. Doğuya doğru ilerledikçe Goma Kase deresi, Nala Hecike deresi ,Pur deresi sularında alıp Mezre ve Cogi’ nün içinden köyün sınırlarını terk ederek, İmranlı-İliç sınırını oluşturan Karabudak çayına dökülür ve sonuçta Fırat nehri ile birleşir. Bu dere kar sularından beslendiği için yaz ortalarına kadar bol akarken sonbahara doğru iyice azalır ancak yağmur mevsimleri olan ilkbahar ve sonbaharda dağlardan korkutucu ve hırçın bir şekilde iner, önüne gelen büyük taş kitlelerini ve ağaçları sürükleyip götürür, yolları bozar. Dere boylarında meyve ve sebze bahçeleri, yoncalar, kavak ağaçları ve tahıl tarlaları bu su sayesinde hayat bulur.

İKLİMİ
Yünören Köyü’ne ütün doğu bölgelerinde olduğu gibi sert karasal iklim hakim olup ekim ortalarında başlayan soğuklar mayıs ortalarına kadar sürer. Sebze, meyve ekim-dikimi ancak mayıs ortalarında baslar. Kasım ayının baslarında önce yükseklere sonra giderek alçaklara doğru ilerleyen kar yağışı her tarafı beyaz bir çarşaf gibi örter.Kış boyunca yüksek dağlarda 4m. ye varan kar kalınlıkları , Cogi deresinde de 1 m. yi bulur.Sıcaklar -20 derece ile -30 dereceye kadar düşer.Yazın iki ay kadar ise yakıcı sıcaklar olur.Genel olarak gece-gündüz sıcaklık farkları yüksektir.Yaz mevsiminde 35 dereceye çıkan sıcaklıklar gece 5 dereceye düşer.Yaz mevsiminde yağış çok az görülür.Kış ve soğukların hüküm sürdüğü dönemin uzun olması halkı iyice daraltır. Çünkü hayvanların kışlık alafı biter.Kavak ağaçlarının kabuklarından ve ince dallarından yem elde etmek zorunda kalırlar.Bu ise eziyetli bir uğraştır.Ayrıca 8-9 ay kadar sobalarda odun yakılır.

* * *

Açıklama : Bilgiler; emekli öğretmen Hüseyin Özten tarafından yazılan Yünören Köyü İncelemesi adli eserden alınmıştır.
COGİ BABA
” Cogi Baba’ nın kimliğine ilişkin yazılı kayıtlar bulunmamaktadır. Hakkındaki bilgiler rivayet ve anlatımlara dayanmaktadır. Sitemizde yer alan iki anlatım Hüseyin Özten tarafından yazılan Yünören Köyü İncelemesi adli eserden alınmıştır. ”
Birinci anlatıma göre;
İslamiyet’in yayılma döneminde Arap orduları İstanbul’u almak için Anadolu’dan geçmektedirler.Güzergahlarında bulunan Bizans güçleri ya da çeşitli etnik güçlerle çarpışmak zorunda kaldıkları gibi o dönemin afetleri olan veba ve humma hastalıklarından da çok zayiat vermişlerdir. Anadolu’daki etnik çarpışmalardan biride Cogi ziyaretgahının olduğu alanda olmuş ve Peygamberin kumandanlarından Cogi isimli zatın burada şehit düşmüş olduğu rivayeti var.Ancak şehit kumandanın cenazesi 200m. kadar doğuda ve simdi Avşar Köyü sınırları içinde olan mezarlığa defnedilmiştir.Daha önce ve sonra aynı mezarlıkta bir hayli başka definler de olmuştur. Ancak Anadolu toprakları 1071 ‘den başlayarak Müslüman- Türkler tarafından zapt edilmiş ; burada şehit düşen komutan unutulmamış olduğundan kabri yeni baştan yapılmış ve türbe durumuna getirilmiştir.Cogi türbesi yöre halkı tarafından ‘Sabe’ olarak adlandırılıyor.Bunun ‘Sahabe’ demek olduğu anlaşılıyor ki ,bu da bu zatın Peygamber zamanında yasayan ve onu gören bir kimlik taşıdığını gösteriyor. Bu çıkarsamadan bu şahadetin miladi 7.yy’ın ikinci yarısında olduğu sonucuna varılıyor.

İşte bu zatın şehit olduğu yerin adının Cogi olarak kalmış olduğu ve daha sonra hemen yanı basına kurulan köyün de adını bundan aldığı rivayet ediliyor. Bu rivayetler kuşaktan kuşağa aktarılarak bu günlere kadar gelmiştir.Ancak tekrar edelim ki bunlara ilişkin tarihsel bir kayıt yoktur.Kuşaktan kuşağa aktarılan rivayetlere ve bazı tarihsel çıkarsamalara dayanmaktadır.Bu tür tarihe sözlü tarih deniyor.

Meydan LAROUSSE Ansiklopedisinin konumuzla ilgili bölümünde özet olarak şu kayıtlara yer verilmiştir: “….İstanbul’un fethi, önce Arapların, sonra da Türklerin, gerçekleşmesine çalıştıkları Kutsal bir ideal idi.” “Halife Osman zamanında Suriye valisi bulunan Muaviye ,Bizans’a karsı İstanbul’u hedef tutan ilk deniz seferini hazırladı.Miladi 655’de Abdullah İbni Ebi Şerh kumandasındaki İslam donanması. İmparator Konstans emrindeki Bizans deniz kuvvetlerini Fenike kıyılarında yapılan ‘Direkler Savaşında’,(Zat-üs Savari) yok etti.”

“İstanbul deniz yolunun açılması üzerine Muaviye’nin oğlu Yezid Miladi 668-669’da yanında ashabın ileri gelenleri,oğulları ve Ebu Eyyub EI-Ensari (Eyüp Sultan) olduğu halde ilk defa karadan İstanbul’a yürüme teşebbüsüne girişti.İstanbul önünde hiç bir basarı kazanamayan İslam ordusu,veba ve hummadan büyük kayıplar verdi;geri dönmek zorunda kaldı.Bu sefer sırasında Ebu Eyyüb EI-Ensari öldü; surların yakınında bir yere gömüldü.Mezarı .İstanbul’un fethi (1453) sırasında Şeyh Akşemseddin tarafından bulunarak üzerine bir türbe ile bir de cami yaptırıldı.”

Bu seferden sonra İslam ordularının biri 674-680yılları arasında yedi yıl süreyle İstanbul’u kuşatma altında tutan ikinci seferin de başarısızlıkla sonuçlanmış olduğu; üçüncü seferin de halife Velid’in 714’te yaptığı hazırlığı tamamlayan halife Süleyman ibni Abdülmelik tarafından düzenlendiği, 715’te sefere komuta eden Mesleme bin Abdülmelik ‘in İstanbul önlerine geldiği ,ancak başarılı olamayarak büyük zayiat verdiği aynı kaynakta belirtilmiştir.Bu seferler düzenlenirken ve kuşatmaların yıllarca sürdüğü süreçlerde Arabistan ve Mısır’dan takviye birliklerinin de destek için geldikleri belirtilmiştir.

Türk halk destanlarının efsanevi kahramanı Seyyid Battal Gazi’nin bu seferler sırasında İstanbul ‘a gelerek Bizans imparatoru ermeni Leon ‘a konuk olduğu rivayet edilmiştir.Ayrıca aynı kaynakta belirtildiğine göre 781 de Abbasi halifesi Harun- ur Reşid ‘in emrindeki İslam ordusunun Üsküdar’a kadar sokularak Bizans kralını haraca bağladığı kayıt edilmiştir.

Bu tarihi seferler ve olaylar gösteriyor ki;İstanbul’u fethetme idealini sürekli canlı tutan İslam ve Türk hükümdarları ve halifeleri çeşitli tarihlerde Anadolu’dan İstanbul’a gidip gelmişlerdir.Bu gidiş-gelişler öncü birlikler, temel kuvvetler ve takviye birlikleri şeklinde düzenlenmiştir.

İşte Cogi baba denilen zatın bu seferlerden birinin mensubu olma olasılığı güç kazanıyor. En büyük olasılıkta 668-669 yıllarında düzenlenen Ebu Eyyub el- Ensari’nin de öldüğü seferde yer almış olmasıdır. Çünkü türbesine çevre halkı “sabe” diyor ki bu ismin sahabe den dönüştürülmüş olma olasılığı güçlüdür.Bir kimsenin sahabe olarak adlandırılması için de Peygamberin zamanında yaşamış olması gerektiğini biliyoruz.Ayrıca Cogi isimli zatın 668-669 seferinde diğer Arap orduları gibi veba veya humma hastalığından ölmüş olabileceği de düşünülebilir.

İkinci anlatıma göre;

Köyün ve yöredeki diğer köy halklarının ilk kuşaklarından gönümüze ulaşan anlatım ve rivayetlerinde benzer başka türbe ve ziyaretgahlarla kurulan özdeşleşme rol oynamaktadır. Buna göre Selçuklu hükümdarı Alparslan 1071’de Bizans’ı yenerek Anadolu içlerine kadar yayılmıştır. Anadolu’yu İslamlaştırmak, İslam dışı unsurları buradan uzaklaştırmak politikası uygulamaya konulmuştur. Politikayı İslam bilginleri, veliler, dervişler ve şeyhler uygulayacak. Horasan, Irak, Türkistan ve Buhara’dan bu nitelikleri taşıyanlar Anadolu’ya akın akın gelmişlerdir. Öncelikle köylerde ve önemli merkezlerde görev almışlardır. Bu yerlerde dergahlarını kurmuşlar ve önce davet ve ikna yöntemi ile İslamlaştırma faaliyetlerine başlamışlar.

Bu şeyh ve velilerden iyi bilinen birisi de Erzincan ili İliç ilçesine bağlı, şimdiki adı Balkaya olan köyde türbesi bulunan Seyyid Şeyh El-Kirzi’ dir. Türbesinin bitişiğine adına bir mescit yapılmış ve köy halkı tarafından özenle korunmuştur. Köy halkının bir bölümü bu zatın soyu olarak köyde oturmaktadırlar. El Kirzi’nin nefis bir soyağacı tablosu, kimliğine ilişkin bir kitapçık da mescitte bulunmaktadır. Ziyaretgah alanı park haline getirilmiş ve çeşitli tesislerle donatılmıştır.

Hakkında yazılmış bulunan kitapçıkta ve şeceresinde El-Kirzi ‘nin Horasan’dan Kemah’a geldiği, burada bir süre kaldığı, bu süre içinde devlet yetkililerine nesebini kanıtladığı, peygamber soyundan (Ehli Beyt’ten) geldiği ve Hz. Hüseyin’in 27’inci torunu olduğu, 850 yılı kapsayan bir şeceresi bulunduğu belirtilmiştir. Şeyh’in Kirzi karyesine miladi l160 yılında devletçe görevlendirilerek gönderildiğini de kitapçıktan öğreniyoruz.

Bu köyden bazı kişiler İstanbul’da rastladıkları köylülerimizden Yusuf Topçu ve Diyap Yıldız’a Cogi Baba’nın da, mescitlerinde şeceresinin olduğunu anlatmışlar, niçin sahip çıkmadığımızı söylemişler. Köye yaptığımız ziyaretin nedeni olan bu hususu incelemek isterken şecereyi haber veren kişilerin vefat ettiklerini söylediler. Köyün muhtarı ve cana yakın misafirperver halkı bize yardımcı olmak için canla başla her tarafı araştırdı salarda bir bilgi elde mümkün olmadı.Bu kayıp belgede Cogi Baba’nın da El-Kirzi Hazretleri gibi Ehli Beyt soyundan olduğu ve El-Kirzi ile kardeş veya akraba olduğu ve aynı görevle Cogi köyündeki arazide görevlendirilmiş olduğu ölmüş kişiler tarafından ileri sürüldüğü anlatılmıştır.
Cogi Baba’ nın yazılı kaynaklara dayanan bir şeceresi bulunmadığı için kendisi ile ilgili anlatım ve rivayetleri bu araştırmanın içine aldık. Bu rivayetlerin gerçeğe çok uzak olmadığı kanısını taşıyoruz. Anlatım ve rivayetlerin tümü bu zatın ulu bir kişi olduğu ve kutsal görevler yaptığını gösteriyor. Okurlar bu bilgilerden esinlenerek bir hükme varacaklardır.
***
Kara Cöğü Gonca gülün harmanı,
Ahmet Dede okur aşkın fermanı,
Pire Dede yetmiş Derdin dermanı,
Karlık Baba peyik salmış erlere.
Kul Himmet
***
Çengelli ’ye sırtın vermiş,
Cogi baba, cogi baba
Burda yatan ulu ermiş,
Cogi baba ,Cogi baba
Ankara’dan çıktık yola
Tutunmak için o dala
Niyazımız kabul ola .
Cogi baba, Cogi baba
Haydar Cogi ulu ermiş.
Herkesin muradın vermiş.
Duydum sende çok şey varmış.
Cogi baba,Cogi baba
Haydar Korkmaz

Köy tarihi ve genel bilgiler Cogi Baba köyü resmi sitesinden derlenmiştir.

En çok bunlar arandı

Yorumlar

Yazıya 3 yorum yapılmış.

Mehmet Uslu 01 Ağustos 2011

cogibaba nin seceresi var bizde bu yorumlarin hepsi yalan ve düzmece ayip ve günah bu kadar sahtakarlik olamaz
ben ali sehin torunu mehmet uslu dedelerim yüzyillar boyu cogibabaya hizmet ettiler.

sivasgezi 02 Ağustos 2011

O secereleri bizimle paylaşmak ister misiniz ? Hesap açalım burada yazın ? olmaz mı?

turgay 09 Aralık 2012

cogi baba adıyla bilinen derviş hacı bektaş velinin dergahında yetişen derviştir. imranlı kuruluşu selçuklu zamanına dayanır. selçukların aşçılığını ve aynı zamanda hocalık yapsın diye hacı bektaş veli talebesini imranlıya göndermiştir. tekeler selçuklu döneminde yaygındır. aslı budur.

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İlginizi Çekebilir
Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

Sızır Şelalesi nerede, Nasıl gidilir?

29 Haziran 2016
5.366 views
Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

Sivas Sıcak Çermik Kaplıcaları

07 Haziran 2016
7.742 views
Gürün Gökpınar Gölü

Gürün Gökpınar Gölü

04 Mayıs 2016
1.697 views
Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

Sivas Termal ve Yaşam Merkezi

20 Nisan 2016
3.768 views
Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

Sivas’ta gezip görülecek 15 yer

28 Kasım 2015
13.809 views
Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

Sivas otelleri; Sivasotel.com’da.

15 Kasım 2015
652 views
Bunlar da var!
Çat Yaylası’nda kış yürüyüşü

Çat Yaylası’nda kış yürüyüşü

21 Kasım 2011
68 views
Lokomatif TV Programı

Lokomatif TV Programı

04 Ocak 2011
137 views
Sivas Şifa Oteli

Sivas Şifa Oteli

04 Aralık 2010
368 views
Eski Sivas Fotoğrafları

Eski Sivas Fotoğrafları

20 Mayıs 2011
240 views
Sivas’ın adı nereden geliyor?

Sivas’ın adı nereden geliyor?

28 Ağustos 2010
359 views
Yandex.Metrica